Yabancı Dil Zümresi
Zümre Öğretmenler Toplantıları Zamanı Ve Kapsamı
Ölçme Ve Değerlendirme Servisi
Türk Dili ve Edebiyatı Zümresi
Matematik Zümresi
Kimya Zümresi
Biyoloji Zümresi
Yabancı Dil Zümresi
Beden Eğitimi Zümresi
Zümre Başkanlığı Görev Dağılımı
Zümre Başkanlığı, Kuruluşu Görev Ve Sorumlulukları
Abstract

 

During the early years of the millennium, it will be useful for us to understand better the future of

learning and teaching of foreign languages by scanning shortly what happened in the last quarter of the

20th C. just before making predictions about what kinds of trend and novelty will take place in them.

Indeed, the facts experienced in the last quarter led to some drastic changes in our beliefs about the

nature of language and learning as well as the theories in education, and which has led inevitably to

change in the ways of practice in classroom due to the novelties concluded by the scientific research.

Before the assessment of the principal methods, we should know something about the traditional

three-fold concepts of teaching and learning such as approach, method and technique and about their

reconceptualized forms called approach, design and procedure respectively.

The results achieved through the traditional methods and approaches in the field of foreign

language teaching and learning have satisfied no one in spite of the unending efforts by students and

teachers, great cost to schools and parents. Most of the students who spent their years in classrooms to

learn a foreign language cannot use the language or go on repeating the predictable responses by

grammatical patterns and certain vocabulary unaware of the communication expected of them outside

the classroom.

Although the students have got considerable knowledge about the language, they do not know how

to use that knowledge for communication. That is why they should be helped with the teachers who

will tell them that language is not only of grammatical patterns and some vocabulary, and who bring

in classroom the examples of authentic language of the real outer world, and who will have the students

use the language communicatively, and who are equipped with the novel ideas, trends and creative

practices through new approaches, designs and procedures.

Key words: Approach, method, technique, design, procedure, curriculum, student’s and teacher’s

roles, language (foreign language).

Yabanc› Dil Öğretim ve Öğreniminde

Eski ve Yeni Yöntemlere

Yeni Bir Bakış

Yasin BAL*

* Çankaya Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, İngiliz Dili Edebiyat› Bölümü

80

Yabanc› Dil Öğretim ve Öğreniminde Eski ve Yeni Yöntemlere Yeni Bir Bak›ş

Özet

Milenyum’un ilk y›llar›nda yabanc› dil öğretim ve öğrenim ak›mlar›n›n ne yönde ilerleyip ne tür

yenilikler getirebileceğine bakmadan önce, k›saca geçen yüzy›l›n son çeyreğinde bu konularda

özellikle nelerin olup bittiğine bir göz atmak geleceği daha iyi anlamam›za yard›mc› olacakt›r.

Bu son çeyrek yüzy›lda gerçekten, eğitim kuramlar›yla birlikte dile ve öğrenme konusundaki bak›ş

aç›lar›m›z›n değişmesi, uygulamada s›n›f öğretmenlerine önemli görüş ve kavray›ş kazand›ran sürekli

bilimsel araşt›rmalar›n yap›l›p sonuçlar›n›n aç›klanmalar› yabanc› dilin öğretim ve öğreniminde hem

kuramsal hem uygulama olarak etkin değişikliklere yol açm›şt›r.

Belli başl› yöntemler k›saca değerlendirilerek klasik üçlü terimimiz olan Yaklaş›m, Yöntem, ve

Teknik kavramlar›n 1980’lerden sonraki yorum ve yeniden biçimlendirilmeleri üzerinde durulmuştur.

Yabanc› dilin öğrenilmesi ve öğretilmesi konusunda, öğrenci ve öğretmenlerin sonu gelmeyen

çaba, emek ve ağ›r eğitim masraflar›na karş›l›k geleneksel yöntemlerle elde edilen sonuçlar kimseyi

memnun etmemiştir. Bu yöntemlerle s›n›flarda y›llar›n› harcayan öğrencilerin çoğu, öğrendiği yabanc›

dili doğru dürüst konuşamamakta ya da öğrendikleri belirli konularda, d›ş dünyada kendilerinden

beklenen iletişimden habersiz papağan gibi belirli yap› ve sözcükleri tekrarlay›p durmaktad›rlar.

Öğrenciler, yeterli say›labilecek yabanc› dil bilgisine sahip olmalar›na karş›n bu bilginin nas›l

kullan›lacağ›n› bilmedikleri için kendilerine bu konuda yard›mc› olacak, dilin yaln›zca gramer kal›plar›

ve sözcük listelerinden oluşmad›ğ›n› bilerek d›ş dünyadaki gerçek dil örneklerini s›n›fa taş›y›p iletişim

amaçl› kullanabilmek için yeni fikir ve ak›mlara aç›k, yarat›c› öğretmen, yaklaş›m, tasar›m ve işlemlere

gereksinim vard›r.

Anahtar Sözcükler: Yaklaş›m, yöntem, teknik, tasar›m, işlem, öğretim program›, öğrenci ve

öğretmen rolleri, dil (yabanc› dil)

Milenyum’un ilk y›llar›nda yabanc› dil öğretim ve öğrenim ak›mlar›n›n ne yönde

ilerleyip ne tür yenilikler getirebileceğine bakmadan önce, k›saca geçen yüzy›l›n son

çeyreğinde bu konularda özellikle nelerin olup bittiğine bir göz atmak geleceği daha

iyi anlamam›za yard›mc› olacakt›r.

Bu son çeyrek yüzy›lda gerçekten, eğitim kuramlar›yla birlikte dil ve öğrenme

konusundaki bak›ş aç›lar›m›z›n değişmesi, uygulamada s›n›f öğretmenlerine önemli

görüş ve kavray›ş kazand›ran sürekli bilimsel araşt›rmalar›n yap›l›p sonuçlar›n›n

aç›klanmalar› yabanc› dilin öğretim ve öğreniminde hem kuramsal hem uygulama

olarak etkin değişikliklere yol açm›şt›r.

Belli başl› yöntemlerin k›saca değerlendirmelerine girmeden önce klasik üçlü

terimimiz olan Yaklaş›mYöntem, ve Teknik kavramlar›n› daha iyi anlamam›z

gerekiyor. 1963 y›l›nda Edward Anthony yaklaş›myöntem, ve teknik kavramlar›n›

ele alarak s›ras›yla şu tan›mlar› getirmiştir. Buna göre:

Yaklaş›m, dilin doğas›, öğrenim ve öğretime yönelik birtak›m varsay›mlard›r.

Yöntem, seçilmiş bir yaklaş›ma dayal› sistematik dil sunumunun genel plan›d›r.

Teknik, yöntemle tutarl› dolay›s›yla yaklaş›mla uyumlu olup s›n›fta ortaya konan

özel etkinliktir.

81

Yasin BAL

Ancak, 1980’lerde Jack Richards ve Teodore Rogersyöntem kavram›n›

yeniden biçimleyerek bir öneri getirdiler. Anthony’ye göre yaklaş›m, yöntem, ve

teknik diye belirlenen kavramlar, bu üç aşamal› süreç, s›ras›yla daha düzeyli bir

terimle Yaklaş›m, Tasar›m ve İşlem olarak yeniden adland›r›ld›.

Richards ve Rodgers’a göre yöntem sözcüğü, kuram ve uygulaman›n

belirlenmesi ve ilişkilendirilmesi amac›yla kullan›lan bir şemsiye terimdir.

Yaklaş›mdilin doğas› ve dil öğrenimine yönelik varsay›m, kan› ve kuramlar›

tan›mlar.

Tasar›mlar ise s›n›f içi araç-gereç ve etkinliklerine yönelik olan kuramlar›n

ilişkisini belirler. İşlemler, birinin yaklaş›m ve tasar›m›ndan ortaya ç›kart›lan teknik

ve uygulamalard›r. İşte bu son metot tablosu tasar›m›n alt› özelliğini

belirlemektedir: Hedefler, Öğretim Program› (dil ve konu içeriğinin seçimi ve

düzenlenme ölçütleri), Etkinlikler, Öğrenci Rolleri, Öğretmen Rolleri ve Öğretim

Araç Gereçlerinin Rolleridir.

Bu aç›klamadan sonra yukarda sözünü ettiğimiz yöntemlerin özet

değerlendirmelerine geçerken, genellikle Latince ve Yunanca gibi bugün

yaşamayan dillerin öğrenilmesinde s›kça kullan›ld›ğ› ve hemen hemen ilk yöntem

olduğu için Dilgilgisi – Çeviri yöntemiyle başlamak ve bu yöntemin amac›n› da

belirtmek yararl› olacakt›r. Sözkonusu diller konuşma amaçl›

kullan›lmayacaklar›ndan bu yöntem onlar için geçerli olabilir. Ancak yaşayan

dillerin öğretilmesinde iletişim ön plana ç›kacağ› için bu yöntem yetersiz kalmakta,

amaca ulaşt›rmamaktad›r. Çünkü dilin tüm kurallar› önceden verilmekte, seçilen

metin doğrultusunda sözcükler ve fiil çekimleri öğretilmekte, sürekli olarak ana dil

kullanılmaktad›r. Amaç genelde doğru bir çeviri elde etmektir.

Dolaysız (Doğrudan) Yöntem:

Dilbilgisi-çeviri yöntemine karş› ve Doğal yöntem’in bir uzant›s› olarak ortaya

kondu. Psikolog Gestalt’ın bütüncül, Herbart’›n eğitim ve Humboldt’un dil ve

kültür görüşleri doğrultusunda oluşturulmuştur. Bu yöntemde, dersler k›sa bir

hikaye ya da dialog’la başlar. Sözlü olarak hareket ve resimlerle desteklenir. Ana dil

hiç kullan›lmaz. Dilbilgisi tümevar›m yöntemiyle öğretilirken, fiillere öncelik

verilir. Dersle ilgili aç›klamalar bilinen sözcük ve yap›larla sürdürülür. Öğretmen

modeldir, dolay›s›yla ona çok iş düşer, çok yorulur. Öğretimde yetişkinle çocuk

aras›nda ay›r›m yap›lmaz. Uzun y›llar sürdürülen bu yöntem de beklenen başar›y›

sağlayamam›şt›r.

İşitsel-Dilsel Yaklaşım / yöntem:

Psikolog Skinner’in “dil bir al›şkanl›k kazanmad›r”, biçimindeki davran›şç›

görüşü ve bunu benimseyen dilbilimci Bloomfield’in dilbilim araşt›rmalar›n›n

82

Yabanc› Dil Öğretim ve Öğreniminde Eski ve Yeni Yöntemlere Yeni Bir Bak›ş

katk›s›yla dinleme ve konuşma becerilerine öncelik vererek dialoglar ve yoğun

sözlü al›şt›rmalarla belirli bir plana göre haz›r kal›p yap›lar›n› öğretmeyi amaçlayan

bir yöntemdir. Her düzeyde sözlü tekrarlar› öngörür: örneğin, dialoglar, taklit ve

ezberleme (mim-mem) biçiminde işlenir. Her cümle ya da kal›p önce s›n›f, sonra

kümeler ve en sonunda da bireysel olarak tekrarlan›r. Öğrenciler öğrendiklerini

papağan gibi tekrarlamak yerine, uygun bir iletişim ortam›nda kullanabilmeli.

Öğrenim yaln›zca örneklere dayand›r›ld›ğ›ndan d›şta kalan yap›lar›n anlaş›lmas›,

kullan›lmas› sorun olabilmektedir. Sözlü öğrenimin yeterli olmas› durumunda yaz›l›

öğrenmeye geçilebilmelidir. Baz› değişiklik ve eklemelerle hala bu yöntemle iyi

sonuçlar al›nabilmektedir.

Bilişsel dil yaklaş›m›:

İşitsel-dilsel yöntemin davran›şç› özelliklerine karş› bir tepki olarak doğdu.

Bilişsel kuramStern’e göre, öğrencinin yabanc› dilin yap›s›n› anlamay› ve bu

yap›n›n kolayca kullan›lmas›n› önemser. Koşullanma, yetişme, pekiştirme,

al›şkanl›k kazanma ve aş›r› öğrenme konular›ndaki davran›şç› görüşün yerini,

Ausabel gibi bilişselci psikologun önerdiği kural öğrenme, anlaml› al›şt›rma ve

yarat›c›l›k alarak önem kazanm›şt›r. Yöntemin amac›, öğrencilere, anadilini

konuşanlar›nki gibi yabanc› dil becerileri kazand›rmakt›r. Buna göre, öğrenciler

belirli cümle kal›plar›n› öğrenmek yerine daha önce karş›laşmad›klar› durumlarda

da uygun cümleleri oluşturabilecek bir yeteneği geliştirmelidirler .

İletişimci yaklaş›m:

Öğretim biçimi, araç-gereç, öğretmenle öğrenci rolleri ve davran›şlar›, s›n›f-içi

etkinlikler ve uygulaman›n yaşayan bir dil ve dil kullan›m yöntemine göre

düzenlemesidir. Bu yaklaş›m bir yanda dilin yap›s› (dil öğrenme düzeneği), öte

yanda dil kullan›m› (dil ve toplum ilişkisi) üzerinde yap›lan araşt›rmalara

dayand›r›lmaktad›r. Dil öğretiminin amac› iletişim yetisini geliştirmektir. Bu yetiyi

kazanan kimse dili kullanma bilgi ve yeteneğine de sahip olur.

Öğretim öğrenci-merkezli olup küçük gruplarla çal›şmay› gerektirir. Öğrenene

anlaml› gelen bir iletişimi öngörür. S›n›f ortam›na yöntem ya da araç-gereçten daha

çok önem verir.

Karma Yöntem:

Seçilen yöntemin yetersiz kald›ğ› yerlerde, amaç ve başar› doğrultusunda,

bilinen öteki yöntemlerden de yararlanmak için oluşturulan yöntemler karmas›d›r.

Buna öğretmen karar verir. Farkl› durum ve amaçlara göre karman›n nitelik ve

bileşenleri de değişebilir. Öğretmenin yarat›c›, enerjik, denemeye istekli ve merakl›

olmas› durumunda bu yöntem, öğretimi öğrenciler için ilginç k›lar.

83

Yasin BAL

Etkilemeli Yöntem:

Ruh doktoru ve eğitimci Bulgar G. Lozanov’un başar›s›zl›k ve öğrenememe gibi

korkulara karş› geliştirdiği, ortam›n öğrenmeyi özendirdiği, öğrencinin kendini tam

güvende ve rahat hissettiği bir öğretim yöntemidir. Öğrenci say›s›, oturuş yer ve

biçimleri, ayd›nlatma, dekor, seçilen renkler, iletişim en üst düzeydedir. Çok iyi

sonuçlar›n al›nd›ğ›n›n söylenmesine karş›l›k masrafl› ve uygulamas› zor bir yöntem

olduğu için yayg›nl›k kazanamam›şt›r.

Tüm Fiziksel Tepki Yöntemi:

Ruhbilimci J. Asher, Gelişim Psikolojisi, Öğrenme Kuram›, İnsanc›l Eğitim v.b.

uygulamalardan yararlanarak bu yöntemi geliştirdi. Çocuklar ana dillerini

öğrenirlerken önce anne, baba ve yak›nlar›n›n buyrumlar›n› dinleyip yerine getirir.

Bu noktadan hareketle Asher öğrencilerin, konuşmaya zorlanmadan verilen iletişim

amaçl› emirlerin yerine getirilmesi ve rol değişimleriyle rahat bir biçimde yabanc›

dil öğreneceklerini söylemektedir. “Dil öğrenimi için doğuştan varolan özel bir bioprogram

olduğuna göre, bu program ikinci dilin gelişmesi için de uygun yolu

izleyecektir, öyleyse ana dilin öğrenildiği yolla ayn› olabilir” mant›ğ›yla hareket

edilmiştir.

Öteki yabanc› dil öğretim yöntemleri sol beyin yar›m küresinin öğrenim

kapsam›nda ele al›nm›şken Asher’in yöntemi sağ beyin yar›m küresinin işlevine

yöneliktir. Bu yöntem başlang›ç düzeyinde sözel yeterliliği öngörür ancak konuşma

becerisinin gelişmesi doğal h›z›na b›rak›lm›şt›r. İleri aşamalarda, resimler, çeşitli

nesneler, duvar panolar›, slayd gibi araç- gereçler kullan›labilir. İlk aşamalarda

uygulanabilir görülen bu yöntem, fazla zaman kayb› ve tek düzeliği ve fazla

tekrarlar nedeniyle pek tutulmam›şt›r.

Toplu dil öğrenme veya Dan›şarak Dil Öğrenme Yaklaş›m›

Psikolog Carl Rogers, “Bir s›n›fta bulunan öğrenciler dan›şmanl›ğa gereksinim

duyduklar› için buradad›rlar; bir öğrenme eylemi öngörülüyorsa öğretmen ve

öğrenciler kendi aralar›nda aç›k iletişimi kolaylaşt›rmak için biribirine değer veren

yak›n ilişkiler içinde olmal›d›rlar. Böyle bir ortamda dayan›şma ve yard›mlaşman›n

ortaya ç›kacağ›, öğrenci gereksinimlerinin öncelik kazanarak benimseneceği

dolay›s›yla dan›şman olan kişinin varl›ğ› yads›nmayacakt›r. Öyleyse buradaki

insanc›l öğrenme tümüyle değer öğrenmesidir” görüşünü ileri sürer.

Bu görüşten etkilenen Curran ve arkadaşlar› yeni bir dil öğrenme biçimi

geliştirerek “Dan›şarak Dil Öğrenme” de denilen Toplu Dil Öğrenme yaklaş›m›n›

ileri sürdüler. Bu yaklaş›mda beş aşama öngörülüyordu. Her üç kişiye bir

dan›şman›n haz›r bulunduğu, Dan›şmana Tam Bağ›ml›l›k

84

Yabanc› Dil Öğretim ve Öğreniminde Eski ve Yeni Yöntemlere Yeni Bir Bak›ş

Evresi (birinci aşama) İkinci evre, seçilen ve öngörülen sözcükleri kullanma,

gerektiğinde dan›şmandan yard›m alma biçiminde olan Kendini Gösterme

Evresi’dir. Üçüncü evre “Ayr› Eylem Evresi” olup bunda, çevirisiz yal›n cümlelerle

anlat›m vard›r, yanl›ş yap›lsa da eylem sürdürülür; istenirse ana dile çeviri

yap›labilir. Dan›şman oda d›ş›nda yard›ma haz›rd›r.; kulakl›kla yard›m al›nabilir.

“Rol Değişme Evresi” dördüncü aşama olup öğrenciler bağ›ms›z olarak karmaş›k

cümleleri de kullan›rlar. Dan›şman oda d›ş›nda gözleme devam eder, kulakl›kla

isteyen her öğrenciye yard›mc›d›r. Gramer ve telaffuz hatalar›n› düzeltir. Beşinci

evre”Tam Bağ›ms›zl›k”t›r. Yabanc› dilde kendi baş›na iletişim kurar. Dan›şman

daha az kar›ş›r, ancak uygun sözcük, deyim ve ileri yap›lar ve üslup çal›şmalar› için

kar›şmalar olabilir.

Toplu dil öğrenme yaklaş›m›n›n önceden saptanm›ş bir program› olmaz,

öğrencilerin seçtiği konularda öğretim yap›l›r.

Okullar›m›zda bunun niçin uygulanamayacağ› kolayca görülebilmektedir.

Sessizlik Yöntemi:

Eğitim Dan›şman› C. Gattegno’nun 35 y›ll›k öğretim deneyimi sonunda ileri

sürdüğü bir yabanc› dil öğretim yöntemidir. Öğretime değil öğrenime ağ›rl›k

vermektedir. Öğrenilecek olan örnek, önce bir emirle verildikten sonra bunun

anlaş›lma ve öğrenilmesi öğrencilere b›rak›l›r. Öğretmen gözlemcidir, genellikle

konuşmadan plastik değişik renkteki çubuklarla öğrencileri yönlendirebilir,

gerekirse öğrencilerden biri gibi derse kat›labilir. Anadilin kullan›lmas› kesinlikle

yasakt›r.

Çoğu yöntemin tersine, az say›da sözcükle çok konuşturarak, önce tonlamay›,

doğal anlat›m›, doğal tonlamayla söylenen cümlelerin öğrenilmesini sağlayarak

dilsel bir bilinçliliği sağlamaya çal›ş›r. Öğretime yard›mc› olacak renkli emir verme

çubuklar›, sözcük listeleri, duvar panolar›, çizimler, plak, bant, resim, slayd, film,

ödev kağ›tlar› ve üç okuma kitab› s›n›fta kullan›ma haz›r bulunur. Öğretim genelde

yap›sal olup sözcük öğrenimine dayan›r. Uygulamada, Durumsal Yöntemin ve

İşitsel-Dilsel Yöntemin değişik özelliklerinden yararlan›l›r. Say›ca az olan

gruplarda başar› daha fazlad›r.

Genel Değişimi gerektiren nedenler:

Öğrenci ve öğretmenlerin sonu gelmeyen çaba ve eğitim masraflar›, okullar için

bir servete mal olan yabanc› dil sistem, araç ve gereçlerine karş›l›k geleneksel

yöntemlerle elde edilen sonuçlar kimseyi memnun etmediği içindir ki sürekli olarak

yabanc› dil eğitiminde mucize türünden değişiklikler beklenmektedir. Dilbilgisiçeviri

yönteminin uyguland›ğ› s›n›flarda y›llar›n› harcayan öğrencilerin çoğu

85

Cengiz TOSUN

öğrendiği yabanc› dili doğru dürüst konuşamamaktad›r. Öte yandan, bu yöntemden

vazgeçerek İşitsel-Dilsel yönteme geçen sistemlerde de gene öğrenciler öğrendikleri

belirli konularda papağan gibi belirli yan›tlar› verirken s›n›f d›ş› dünyada beklenen

iletişimi sürdürmekte dil yönünden yetersiz kalmaktad›r. Öğrenciler, yeterli

say›labilecek yabanc› dil bilgisine sahip olmalar›na karş›n bu bilginin nas›l

kullan›lacağ›n› bilmiyorlar. Onlara bu bilgilerini iletişim amaçl› olarak nas›l

kullanabilecekleri konusunda yard›m etmek için doğrudan dil öğretim ve

öğrenimine yönelik yeni yaklaş›mlara gereksinim olduğu aç›kt›r. Öğrenciler bir kez

dilin yaln›zca gramer kal›plar› ve sözcük listelerinden ibaret olmad›ğ›n› anlamak

zorundad›rlar. İletişim olarak dil, etkin olarak dinleme, okuma, insanlarla konuşma

ve yaz›şma için dilbilgisi ve söz varl›ğ›n›n sürekli kullan›lmas›n› gerektirir. Dil

işlevsel olarak öğrenilmeli ki öğrenciler ayr› biçimlerin ayr› anlamlar içerdiğini

anlayarak kendilerini bilinçli bir biçimde öğrenmeye ve dili kullanmaya haz›r

hissedebilsinler.

Her ne olursa olsun, her eğitim sisteminde dil öğreniminin özel bir yeri olmal› ve

bununla ilgili olarak aşağ›dan yukar›ya ya da yukardan aşağ›ya herkes görev ve

sorumluluklar›n›n bilincinde davranmal›d›r.

Gene eğitimde, Stenhouse (1975), süreci (geleneksel yöntembilim alan›) yabanc›

dille okutulan öteki derslerle ayn› statüye koymak için zorunlu bir gerekçeyle bak›ş

aç›lar›n› değiştirdi ve Mike Breen (1984) ile Leo Van Lier (1988) gibi kişiler

arac›l›ğ›yla onun fikirleri dil eğitimine yans›t›ld›. (Nunan 1999)

Geleneksel dil öğretiminde, Program tasar›m› konular› (öğrencilerin

öğrendikleri şeyler) öğrencilerin d›ş dünyadaki gerçek durumlar›n iletişimci

gereksinmelerinden daha çok, s›n›f›n amac›na göre haz›rlanmaktayd›. Dolay›s›yla

öğrenciler çoğukez s›n›f d›ş›nda öğrendikleri şeyleri kullanma olanağ› bulamazlard›.

Dilbilgisi çeviri yöntemi ve işitsel-dilsel yöntemin al›şt›rmalar›yla öğrencilerin

düşünce olarak s›n›f öğretiminden s›n›f d›ş›ndaki gerçek iletişim ortam›na atlamalar›

hiç de kolay olmayacakt›r. Bunu söylemekle çeşitli al›şt›rma ve hatta çeviri

ödevlerinin dil s›n›flar›nda yeri yoktur demek istemiyoruz ama bunlar›n baz›

bak›mlardan yetersiz kald›klar› da bilinmektedir.

Program Tasar›mc›lar›

‘İnsanc›l eğitim’ ve ‘yaparak yaşayarak öğrenme’, iletişimci dil öğretimi,

öğrenci-merkezli öğretim, tart›ş›larak haz›rlanan öğretim program›, ödev-uygulama

dil öğretiminin ilkeleriyle öğretim yapan s›n›flarda öğretim program›n›

tasarlayanlar, s›n›f d›ş›nda dili kullanan öğrencilerin gereksinmelerine uyacak

yabanc› dille okutulacak öteki dersleri ve öğrenim yordamlar›n› seçerek işe

başlarlar. Kurslar›n tasar›m›nda, tasar›mc›lara öğrencilerin öğrenim dönemi

86

Yabanc› Dil Öğretim ve Öğreniminde Eski ve Yeni Yöntemlere Yeni Bir Bak›ş

sonunda ulaşabilecekleri özel iletişim görevleri yol gösterir. Sonuçta, öğrenciler için

s›n›fta öğrendiklerini d›ş dünyan›n iletişim gerçeğinde uygulayabilmek ve işverenler

için de öğrencilerin neleri yapabileceklerini bilmek hiç de zor olmayacakt›r.

Uygulama koşullar›nda program tasar›mc›lar›, öğrenilecek konular›n listelenip

öğretim yollar›n› aramak yerine hedef becerilerin saptanmas› ve öğrencilerin neyi

bilmeye gereksinimleri olduğunu ve o becerileri elde etmek için ne

yapabileceklerini sormakla çal›şmay› sürdürürler. Hedef maddelerin listelenmesi,

s›ralanmas› ve bütünleştirilmeleri sonradan yap›lacak işlerdir.

İletişimci Yolla Gramer Öğretimi

İkinci dil (ana dilinin d›ş›ndaki) öğrenimi konusunda şu anda bildiklerimizi

yans›tan öğretim metodolojisinde, gramer ve sözcükler iletişimci yolla öğretilir.

Öğrenciler biçimle işlev aras›ndaki ilişkiyi görebilsinler diye gramer kal›plar› belirli

iletişim sağlay›c› anlamlarla eşleştirilir. Öğrenciler ifade etmek istedikleri duygu ve

düşünceleri anlatmak için doğru kal›b›n nas›l seçileceğini öğrenirler. Sözcükler,

anlamlar›na göre kümelendirilir. Anlam ilişki alanlar›, kavram haritas› ve

s›n›fland›rmay› içeren ödev ve uygulamalarla öğretim yaparlar. Böyle bir

metodoloji öğrencilerin, bilinen şeyleri özgün bir biçimde yeniden düzenleyerek dil

kullan›m›nda yarat›c›l›ğa ulaşmalar›n› sağlar.

Öğretmen Ve Öğrenciler

Öğretmenin başl›ca rolü öğrencilerin kendi anlay›şlar›n› belirleyip yeniden

biçimlendirebilecekleri eğitim f›rsatlar›n› yaratmakt›r. En son amaç öğretmenin

haz›r bulunmad›ğ› s›n›f d›ş›ndaki dünyada, öğrencinin başkalar›yla iletişimde

bulunabilmesidir. Bu amaca ulaşmak için öğretmenlerin öğretime yaklaş›mlar›n›

yeniden tan›mlamalar› gerekir.

Öğrencilere gerçek iletişime yönelik ödev ve uygulamalara kat›lmalar› için

gereksinimleri olan dilin yan›nda s›n›f d›ş›ndaki yeni durumlara uygun bir biçimde

dönüt verecekleri f›rsatlar sağlan›r. Bu tür çal›şmalar öğrencilere gerçek-dünya

metinlerindeki anahtar gramer ve sözcükleri çal›şma ve tam gerçek iletişimci

durumlardaki gibi bütüncül bir biçimde okuma, yazma konuşma ve dinleme

becerilerini geliştirme f›rsat› verir. Görevler ayn› zamanda öğrencilere, öteki

öğrenciler ve öğretmenleriyle öğrendikleri dili yarat›c› biçimde kullanarak işbirliği

yapma olanağ› sağlar.

Gerçek Dil

Öğrenciler s›n›fa getirilen s›n›f d›ş› gerçek ortamda konuşulmuş ve yaz›lm›ş

metinleri çal›ş›rlar. Asl›nda gerçek dil verilerinden kendi örneklerini s›n›fa

getirmeleri ›srarla istenir. TV. ve radyo yay›nlar›, karş›l›kl› konuşmalar, tart›şmalar,

87

Cengiz TOSUN

her çeşit toplant›, söyleşiler ve duyurularla birlikte geniş bir alandan seçilmiş gerçek

dili dinleme ve okuma çal›şmalar› yaparlar. Dergi, hikaye, bas›l› malzeme ve

talimatlar›, otel broşürleri, hava alan› duyurular›, ve çeşitli mesajlar› okurlar.

S›n›f D›ş›nda Dili Geliştirme Yordamlar›

Dil öğretiminin çağdaş yaklaş›mlar›nda öğrenciler, rol-yapma, ve öğrencelik

(simulation) çal›şmalar› yoluyla dil s›n›flar› d›ş›nda yarat›c› ve hayal gücüne

dayanan öğrenme projelerini yapmak için yetenek geliştirirler. Bu projeler,

incelemelerini bitirdiklerinde yapmak zorunda olduklar› dil ödev ve

uygulamalar›n›n türleriyle yak›ndan ilişkilidir. Böylece bağ›ms›zl›klar›n› art›r›r,

iletişimciler olarak kendi işlevlerinin ne olacağ›n› ve s›n›f d›ş›nda hedeflerine

ulaşmak için çal›şan bir alet gibi dili kullanmay› öğrenirler. Ayn› zamanda yabanc›

dille ilgili durumlarda bile dillerini konuşup geliştirmeleri için pek çok f›rsat›n

olduğunu göreceklerdir.

Yap›labilecek Şeyler

Dilin toplumsal amaçlar›n›n d›ş›nda, iletişimsel amaçlar›na da ulaşmak ve onu

ezberlenecek dizgeler, simgeler, olgular listesi olarak görmeden yaşamda

kullanabilmek için yabanc› dil öğretim ve öğretiminde, özel tasarlanm›ş öğrenim

araç-gereçlerinin yan›s›ra öğretmenin de yard›mc› olarak kat›lacağ›, dili kullanarak

öğrenmede işbirliğinin gerekirlerini yerine getirecek öğrencilerin öngörüldüğü itici

gücü olan yeni yaklaş›mlar›n geliştirilmesi zorunludur.

Etkin, işbirliğini öngören öğrenme ilkelerine bağl› kalarak geliştirilen beceriler

programdaki başka konulara da yans›yabilir. Bu başka konularda da kullan›labilecek

toplumsal ve bilişsel problem-çözme becerilerine sahip olan öğrencileri ise etkin

yabanc› dil öğrenimi ortaya ç›kar›r. Yabanc› dil öğretmenleriyle öteki derslerin

öğretmenleri eğitim konusunda görüşebilselerdi, yabanc›s› olmad›ğ›m›z baz› şeyleri

biraraya getirmek yerine yeniden tasarlanm›ş yeni tür bir okul program›n›n

oluşturulabileceği görülürdü. O durumda, zekaya bağl› bilgi, öğrenme becerileri,

kişileraras› ilişkilerin geliştirilmesi ve dil s›n›flar›nda geliştirilen kültürleraras›

duyarl›l›klar konusunda ortaya ç›kacak olanlar eğitimde tutucu davrananlar›n bile

hoşlar›na giderdi. Son olarak diyorum ki başlamak, geliştirmek, yeniliklere aç›k

olmak, denemeden korkmamak yabanc› dili öğrenen ve öğretenlerin başl›ca ilkeleri

olmal›d›r.

Bu yaz›da görüş ve fikirlerini paylaşt›ğ›m ve bunlardan oldukça esinlenip

yararland›ğ›m eğitimci yazar David Nunan’›n ad›n› anmay› bir görev biliyorum.

88

Yabanc› Dil Öğretim ve Öğreniminde Eski ve Yeni Yöntemlere Yeni Bir Bak›ş

Kaynakça

Brown, H. Douglas. (2001): Teaching by Principles. New York: Pearson Education Company.

Demircan, Ö. (1990): Yabanc›-Dil Öğretim Yöntemleri. İstanbul: Elif Kitabevi.

Demirel, Ö. (1992): ELT Methodology. Ankara: USEM Publications

Harmer, J. (2001): The Practice of English Language Teaching. Essex: Pearson Education Limited.

Nunan, D. (1999): Second Language Teaching & Learning. Boston: Heinle & Heinle Publishers

Richards,C.J. & Platt, J. & Platt, H. (1992) Dictionary of Language Teaching Applied Linguistics.

Essex: Longman Group UK.

You and The Pencil
You and The Pencil

The Pencil Maker took the pencil aside, just before putting him into the box. 

"There are 5 things you need to know," he told the pencil, "Before I send you out into the world. Always remember them and never forget, and you will become the best pencil you can be."

"One: You will be able to do many great things, but only if you allow yourself to be held in Someone's hand."

"Two: You will experience a painful sharpening from time to time, but you'll need it to become a better pencil."

"Three: You will be able to correct any mistakes you might make."

"Four: The most important part of you will always be what's inside."

"And Five: On every surface you are used on, you must leave your mark. No matter what the condition, you must continue to write."

The pencil understood and promised to remember, and went into the box with purpose in its heart.

Now replacing the place of the pencil with you. Always remember them and never forget, and you will become the best person you can be. 

One: You will be able to do many great things, but only if you allow yourself to be held in God's hand. And allow other human beings to access you for the many gifts you possess.


Two: You will experience a painful sharpening from time to time, by going through various problems in life, but you'll need it to become a stronger person. 
Three: You will be able to correct any mistakes you might make. 

Four: The most important part of you will always be what's on the inside.

And Five: On every surface you walk through, you must leave your mark. No matter what the situation, you must continue to do your duties.


Allow this parable on the pencil to encourage you to know that you are a special person and only you can fulfill the purpose to which you were born to accomplish.

Never allow yourself to get discouraged and think that your life is insignificant and cannot make a change
The Red And Blue Coat

The Red And Blue Coat

Once there were two boys who were great friends, and they were determined to remain that way forever. When they grew up and got married, they built their houses facing one another. There was a small path that formed a border between their farms. 

One day, a trickster from the village decided to play a trick on them. He dressed himself in a two-color coat that was divided down the middle. So, one side of the coat was red, and the other side was blue. 

The trickster wore this coat and walked along the narrow path between the houses of the two friends. They were each working opposite each other in their fields. The trickster made enough noise as he passed them to make sure that each of them would look up and see him passing. 

At the end of the day, one friend said to the other, "Wasn't that a beautiful red coat that man was wearing today?" 

"No", the other replied. "It was a blue coat." 

"I saw the man clearly as he walked between us!" said the first, "His coat was red." 

"You are wrong!" said the other man, "I saw it too, and it was blue." 

"I know what I saw!" insisted the first man. "The coat was red!" 

"You don't know anything," the second man replied angrily. "It was blue!" 

They kept arguing about this over and over, insulted each other, and eventually, they began to beat each other and roll around on the ground. 

Just then, the trickster returned and faced the two men, who were punching and kicking each other and shouting, "Our friendship is OVER!" 

The trickster walked directly in front of them, and showed them his coat. He laughed at their silly fight. The two friends saw this his coat was red on one side and blue on the other. 

The two friends stopped fighting and screamed at the trickster saying, "We have lived side by side like brothers all our lives, and it is all your fault that we are fighting. You have started a war between us." 

"Don't blame me for the battle," replied the trickster. "I did not make you fight. Both of you are wrong, and both of you are right. Yes, what each one saw was true. You are fighting because you only looked at my coat from your own point of view."

Put The Glass Down..
Put The Glass Down..    

Once A professor began his class by holding up a glass with some water in it. He held it up for all to see; asked the students, 

"How much do you think this glass weights? 50 gms, 100 gms or 125 gms..... the students answered. I really don't know unless I weigh it,' said the professor, 'but, my question is: What would happen if I held it up like this for a few minutes?' 

Nothing' the students said. 

OK what would happen if I held it up like this for an hour?' the professor asked. 

Your arm would begin to ache' said one of the students. You're right, now what would happen if I held it for a day?' Your arm could go numb, you might have severe muscle stress & paralysis; have to go to hospital for sure! ventured another student ; all the students laughed. 

Very good. But during all this, did the weight of the glass change? 
Asked the professor. 

No replied the students 

Then what caused the arm ache; the muscle stress?' Ins tead What should I do? 

The students were puzzled. 

Put the glass down! said one of the students. 

Exactly!' said the professor' Life's problems are something like this. Hold it for a few minutes in your head; they seem OK. Think of them for a long time; they begin to ache. Hold it even longer; they begin to paralyze you. 

You will not be able to do anything. It's important to think of the challenges (problems) in your life, but EVEN MORE IMPORTANT to 'put them down' at the end of every day before you go to sleep. That way, you are not stressed, you wake up every day fresh; strong ; can handle any issue, any challenge that comes your way!
One to Ten

One to Ten

Bu bir öykü değil ama ders alınması gereken mesajlar veriyor.Galiba en uygun bölüm burasıydı.

1. Most dangerous ONE letter word is I - Avoid It 
2. Most satisfying TWO letter word is HI - Use It 
3. Most poisonous THREE letter word is EGO - Kill It 
4. Most used FOUR letter word is LOVE - Value It 
5. Most pleasing FIVE letter word is SMILE - Keep It 
6. Most spreading SIX letter word is RUMOUR - Ignore It 
7. Most unreliable SEVEN letter word is SUCCESS - Achieve It 
8. Most injurious EIGHT letter word is JEALOUSY - Dislike It 
9. Most powerful NINE letter word is KNOWLEDGE - Acquire It 
10. Most essential TEN letter word is CONFIDENCE - Trust It

Build wisely!
Build wisely!

An elderly carpenter was ready to retire....

He told his employer-contractor of his plans to leave the house-building business and live a more leisurely life with his wife enjoying his extended family.

He would miss the paycheck, but he needed to retire. They could get by. The contractor was sorry to see his good worker go and asked if he could build just one more house as a personal favor.

The carpenter said yes, but in time it was easy to see that his heart was not in his work. He resorted to shoddy workmanship and used inferior materials. it was an unfortunate way to end a dedicated career.

When the carpenter finished his work the employer came to inspect the house. He handed the front-door key to the carpenter. “this is your house” he said. “my gift to you.”

The carpenter was shocked! What a shame! if he had only known he was building his own house, he would have done it all so differently. So it is with us. We build our lives, a day at a time, often putting less than our best into the building. then with a shock we realize we have to live in the house we have built. If we could do it over, we’d do it much differently. But we cannot go back.

You are the carpenter. Each day you hammer a nail, place a board, or erect a wall. “life is a do-it-yourself project,” someone has said. Your attitudes and the choices you make today, build the “house” you live in tomorrow.

Build wisely!
The Wooden Bowl

The Wooden Bowl 

A frail old man went to live with his son, daughter-in-law, and a four-year old grandson. The old man's hands trembled, his eyesight was blurred, and his step faltered. The family ate together nightly at the dinner table. But the elderly grandfather's shaky hands and failing sight made eating rather difficult. Peas rolled off his spoon onto the floor. When he grasped the glass often milk spilled on the tablecloth. The son and daughter-in-law became irritated with the mess. "We must do something about grandfather," said the son. I've had enough of his spilled milk, noisy eating, and food on the floor. So the husband and wife set a small table in the corner. There, grandfather ate alone while the rest of the family enjoyed dinner at the dinner table. Since grandfather had broken a dish or two, his food was served in a wooden bowl. Sometimes when the family glanced in grandfather's direction, he had a tear in his eye as he ate alone. Still, the only words the couple had for him were sharp admonitions when he dropped a fork or spilled food. The four-year-old watched it all in silence. 
One evening before supper, the father noticed his son playing with wood scraps on the floor. He asked the child sweetly, "What are you making?" Just as sweetly, the boy responded, "Oh, I am making a little bowl for you and mama to eat your food from when I grow up." The four-year-old smiled and went back to work. The words so struck the parents that they were speechless. Then tears started to stream down their cheeks. Though no word was spoken, both knew what must be done. That evening the husband took grandfather's hand and gently led him back to the family table. 
For the remainder of his days he ate every meal with the family. And for some reason, neither husband nor wife seemed to care any longer when a fork was dropped, milk spilled, or the tablecloth soiled. Children are remarkably perceptive. Their eyes ever observe, their ears ever listen, and their minds ever process the messages they absorb. If they see us patiently provide a happy home atmosphere for family members, they will imitate that attitude for the rest of their lives. The wise parent realizes that every day that building blocks are being laid for the child's future. 
Let us all be wise builders and role models. Take care of yourself, ... and those you love, ... today, and everyday!

''Story of a Soldier''

''Story of a Soldier''

A story is told about a soldier who was finally coming home after having fought in Vietnam. He called his parents from San Francisco. 
"Mom and Dad, I'm coming home, but I've a favor to ask. I have a friend I'd like to bring home with me." 
"Sure," they replied, "We'd love to meet him." "There's something you should know the son continued, "he was hurt pretty badly in the fighting. He stepped on a land mine and lost an arm and a leg. 
He has no where else to go, and I want him to come live with us." 
"I'm sorry to hear that, son. May be we can help him find some where to live." 
"No, Mom and Dad, I want him to live with us." 
"Son," said the father, "you don't know what you're asking. Someone with such a handicap would be a terrible burden on us. We have our own lives to live, and we can't let something like this interfere with our lives. I think you should just come home and forget about this guy. He'll find a way to live on his own." 
At that point, the son hung up the phone. The parents heard nothing more from him. A few days later, however, they received a call from the San Francisco police. Their son had died after falling from a building, they were told. The police believed it was suicide. The grief-stricken parents flew to San Francisco and were taken to the city morgue to identify the body of their son. They recognized him, but to their horror they also discovered something they didn't know, their son had only one arm and one leg. 
So take a little nap & think about this situation…in my opinion the CONCLUSION is: 
The parents in this story are like many of us. We find it easy to love those who are good-looking / smart or fun to have around, but we don't like people who inconvenience us or make us feel uncomfortable. We would rather stay away from people who aren't as healthy, beautiful, or smart as we are. 
Tonight, before you tuck yourself in for the night, say a little prayer that Allah will give you the strength you need to accept people as they are, and to help us all be more understanding of those who are different from us!!! 
Thankfully, there's someone who won't treat us that way. 
Someone who loves us with an unconditional love that welcomes us into the forever family, regardless of how messed up we are. 
There's a miracle called Friendship That dwells in the heart, You don't know how it happens Or when it gets started But you know the special lift It always brings and you realize that true Friendship Is Allah's most precious gift! 
True Friends are a very rare jewel, indeed. They make you smile and encourage you to succeed they lend an ear, they share a word of praise, and they always want to open their hearts to us.
Regards 
Friendship without self-interest is one of the rare and beautiful things of

PUPPIES FOR SALE
PUPPIES FOR SALE    

A farmer had some puppies he needed to sell. He painted a sign advertising the pups and set about Nailing it to a post on the edge of his yard. As he was driving the last nail into the post, he Felt a tug on his overalls. He looked down into the Eyes of a little boy. 
Mister," he said, "I want to buy one of your puppies." 
"Well," said the farmer, as he rubbed the sweat off the back of his neck, "these puppies come from fine parents and cost a good deal of money." 
The boy dropped his head for a moment. Then reaching deep into his pocket, he pulled out a handful of change and held it up to the farmer. "I've got thirty-nine cents. Is that enough to take a look?" 
"Sure," said the farmer. 
And with that he let out a whistle,"Here,Dolly!" he called. 
Out from the doghouse and down the ramp ran Dolly followed by four little balls of fur. The little boy pressed his face against the chain link fence. His eyes danced with delight. 

As the dogs made their way to the fence, the little boy noticed something else stirring inside the doghouse. Slowly another little ball appeared; this One noticeably smaller. Down the ramp it slid. Then in a somewhat awkward manner the little pup began hobbling toward the others, doing its best to catch up.... 
"I want that one," the little boy said, pointing to the runt. 
The farmer knelt down at the boy's side and said, "Son, you don't want that puppy. He will never be able to run and play with you like these other dogs would." 
With that the little boy stepped back from the fence, reached down, and began rolling up one leg of his trousers. In doing so he revealed a steel brace running down both sides of his leg attaching itself To a specially made shoe. Looking back up at the farmer, he said, "You see sir, I don't run too well myself, and he will need Someone who understands." 

The world is full of people who need someone who understands.
Nails In The Fence

Nails In The Fence


There once was a little boy who had a bad temper. His father gave him a bag of nails and told him that every time he lost his temper, he must hammer a nail into the back of the fence. 

The first day the boy had driven 37 nails into the fence. Over the next few weeks, as he learned to control his anger, the number of nails hammered daily gradually dwindled down. He discovered it was easier to hold his temper than to drive those nails into the fence. 

Finally the day came when the boy didn't lose his temper at all. He told his father about it and the father suggested that the boy now pull out one nail for each day that he was able to hold his temper. The days passed and the young boy was finally able to tell his father that all the nails were gone. 

The father took his son by the hand and led him to the fence. He said, "You have done well, my son, but look at the holes in the fence. The fence will never be the same. When you say things in anger, they leave a scar just like this one. You can put a knife in a man and draw it out. It won't matter how many times you say I'm sorry, the wound is still there." 

The little boy then understood how powerful his words were. He looked up at his father and said "I hope you can forgive me father for the holes I put in you." 

"Of course I can," said the father.

A Glass of Milk

A Glass of Milk

One day, a poor boy who was selling goods from door to door to pay his way through school, found he had only one thin dime left, and he was hungry. He decided he would ask for a meal at the next house. However, he lost his nerve when a lovely young woman opened the door. Instead of a meal he asked for a drink of water. She thought he looked hungry so brought him a large glass of milk. 

He drank it slowly, and then asked, "How much do I owe you?" "You don't owe me anything," she replied. "Mother has taught us never to accept pay for a kindness." He said..... "Then I thank you from my heart." As Howard Kelly left that house, he not only felt stronger physically, but his faith in God and man was strong also. He had been ready to give up and quit. 

Year's later that young woman became critically ill. The local doctorswere baffled. They finally sent her to the big city, where they called in specialists to study her rare disease. Dr. Howard Kelly was called in for the consultation. When he heard the name of the town she came from, 
a strange light filled his eyes. Immediately he rose and went down the hall of the hospital to her room. 
Dressed in his doctor's gown he went in to see her. He recognized her at once. He went back to the consultation room determined to do his best to save her life. From that day he gave special attention to the case. 

After a long struggle, the battle was won. Dr. Kelly requested the business office to pass the final bill to him for approval. He looked at it, then wrote something on the edge and thebill was sent to her room. She feared to open it, for she was sure it would take the rest of her life to pay for it all. Finally she looked, and something caught her attention on the side of the bill. 

She read these words....."Paid in full with one glass of milk" (Signed) 
Dr. Howard Kelly.


Nurihas Mah. Ülkü Sok. No: 10 Melikgazi (38030) KAYSERİ/TÜRKİYE

Tel : +90 ( 352 ) 225 58 27 / Faks : +90 ( 352 ) 225 64 88 / bilgi@ozelsafa.k12.tr
Tüm hakları saklıdır - Designed_by medyatör